Yoresel olarak fasulyeleri ayirmayi, kendilerine karsi kirici olmayi sevmem ama aysekadin fasulye yaninda cogunun sonuk kalmasinin tek sebebi fasulyeye hanimeli degmesindendir demisti bana buyuk buyuk kayincom. kayinconun buyugu nasil olur demeyin, kendisi fasulye sirigindan inmis, devler ulkesinden gelmis biri. yani hem buyuk hem fasulyeden anliyor, rica edecegim rencide etmeyeyim sizi. Yine de masukiyeli fasulyeye karsi ayri bir sempatim de yok degil, kirilgan yapisi, narin konusmalari kendisine ilik dememe sebebiyet verse de ruhen cok sempatik bir zattir. Sabah kalktiginda ilk isi uzerine dusmus cigleri emmek ve gun isini goren bamyalarla dalga gecmektir. Malum bamya gun isiyincaya kadar toplanmazsa kartliyor. Kart bamya da yenmez simdi, kart yiyecek olsam, hmm yiyecek olmasam daha iyiymis. Kart halini sevdigim birsey bilemedim simdi. Neyse ne diyordum

oku gerisini müdür

Klark diye başlık attıysam isimden bahsettiğimi düşünmeyin bence. Mekanın kenar köşelerinde oturan, orta masaları av sahası edinmiş ve her gelen gence klark çeken abileri diyorum. Bu abiler, öyle abilerdi ki, derby samurai ile traş olur, yeri gelir burunlarından kıl aldırmaz, yeri gelir göğüs kılları arasından kolye sallandırırlardı. Ceket omuzda, afilli mahalle delikanlısı tavırlarıyla ün yapmış, madurun yanında, zalimin karşısında, barbutun başında olmakla da ün salmışlardı. Bu abilerin bir üst versiyonu olan kadir abi vardı, kendisi klark çektiği lokasyona bağlı olarak, avm de vitrin camı, cafede gözlük camı, evde tuvalet aynası kırabilecek güçteydi. Taa ki klark çekebilme yetisini kaybedecek yaşa gelene kadar. Sonra aldı desidero’yu yanına, eğitimini verdi, raconu kesti ve piyasalara saldı. O gün bugündür usta çırak ilişkisiyle klark çekiciler

oku gerisini müdür

Ne haber gençler ? Bu akşam itibari ile Twitter taze taze kapatılmışken hali hazırda DNS yordamıyla girilse bile yine de VPN kullanmayı tercih edecek arkadaşların profesyonel çözümlere giderek para vermeyi tercih etmelerine karşılık böyle birşeyler yazayım dedim. Zira OpenVPN bir iki kişiye kadar kullanmak için hem ücretsiz, hem de sunucu digitalocean gibi kendinize ayırdığınız bir cloud serverda olacağından aylık vereceğiniz 5$ tamamiyle size özel bir VPN e gidecektir. Bu virgülsüz uzun cümlelerden sonra basit anlatıma geçeyim. Digitalocean ve/veya herhangi bir clodu servis sağlayıcısından alacağınız miniboy bir pakete açıkçası ben ubuntu kurarak bu kurulumu gerçekleştireceğim. Bilenler elbette vardır ancak, birebir aynı şekilde Debian’a da kurulum yapabilirsiniz. Bunun yanında indirme linklerinden istediğiniz işletim sistemini seçerek de benzer yollar ile kurulumu yapabilirsiniz. Öncelikle

oku gerisini müdür

Çeşit çeşit atarlanmalar var ortada, insanlar anlamıyor. 14 yaşında hastaneye girip, 15inci yaşını yatağında kutlama fırsatı bile bulamayan bir çocuk gözlerini yumdu dün sabah. Düne kadar çok çocuk kaybetti bu topraklar, gencecik, daha ergenliğe girip anasına babasına atar yapıp, belki sinsiden okuldan kaçıp kızlarla buluşacak günlerini göremeden. Dün artık son noktaydı bu çocuklar için. İnsanların “ama” ile kurduğu cümlelerin altında hiç anlayamayacakları bir çocuk uğurlanacak bir kaç saate. O sabah evine ekmeğini alıp dönmek isterken başından vurulmuş, 269 gün yılmamış direnmiş, ama ufacık bedeni pes etmiş bir çocuk. Bana dönüp demeyin, “taş atmıştır”, “eyleme katılmıştır”, “amuda kalkmıştır”… Demeyin bunları yahu. Daha çocuktu o be. Velev ki eyleme katıldı, hasbel kader koştu taş attı, belki ablalarına abilerine özendi bağırdı slogan attı.

oku gerisini müdür

Her birinizin illa küçükken “sabah koş bir ekmek al gel” lafını duymaktan tırsıp uyur numarası yaptığını bilmiyorum sanmayın. Ama kaçamaz, sabah havası alırken sıcak ekmeğin köşesine kavuşma heyecanıyla yine yola çıkardık. O ekmeğin ucuna duyduğumuz sempati bir çok gofretten üstündü, en azından benim için. Bir ekmek almanın bize tek zararı masaya yetiştirmek için koşarken düşmemiz, ekmek fazla sıcakken ısırınca dilimizin yanması, kağıda sarılı ekmek fazla sıcak olunca elimizin yanması olurdu. En azından bu hep böyle devam eder sanıyordum ben. Gün değişti, biz büyüdük, şimdi ekmek almaya çıkan çocukların dili yanar diye değil de kendi halkımızın emniyet güçleri tarafından vurulacak mı diye korkuyoruz. Öyle bir emniyet sağlıyorlar ki, işlerine gelince kahraman, gelmeyince unutkan şirinleri oynamayı çok seviyorlar. Kendilerini, çocukluklarında oyun oynayamamanın

oku gerisini müdür

Buradan, şuradan, yer yer ileriki köşeden düzenli olarak milyonlara sesleniyorum ama bana mısın demiyor, cevap dönmüyor ibrikçiler. 10 milyon teklifi görüp arttırmak isterdim ben de ama, 10 milyonu bir tek seçim sonuçlarında ya da nüfus sayımlarında bir arada görebiliyorum, altı sıfırı atmazsak durum başka. Her yer kasetler, kayıtlarla dolmuşken yeni çıkacak albümler için de üzülmüyorum desem yalan olur, ya da olmaz, çok da önemsemiyorum aslında ama sonuç olarak ses kaydı şarkılardan daha ön planda kabul edilmesi gerekiyor. Acaba benim de kaydım var mıdır diye sorguluyorum bazen, sonra vazgeçiyorum. İçeriğinde dükkanların indirimlerinde olduğu gibi küsüratların geçtiği konuşmalar kime neye yarasın yahu. Ama yarar diyorsanız yayınlayın, meşhur olayım, şanım yürüsün. İsim hakkı ister, karşılığında tadelle ile ödeme alabilirim. Tadelle demişken bak gene

oku gerisini müdür

Böyle saçma bir başlık ile yazılan metnin ne kadar sağlıklı olacağını şu dakika bilemiyorum. Hali hazırda sistem saati ile bilgisayarın saatinin farklı oluşunu taze farketmiş olmam, yarın için 2 saat daha az uyuyacağım anlamına geliyor. Ama uykusuz sadece dergi olarak güzel, kendisini yaşamayı sevdiğimi söyleyemem. Söylemediğim birşeyi de kabul edemem. Kabul ettiğim şeyi ise söyledim diye düşünmeyin bence, her an kıvırasım gelebilir. Günümüzde vatandaşa empoze edilen düşüncenin “Çok düşünenin, saçı dökülür, beli bükülür” olması, beni anlamanızdaki güçlüğün sebebini biraz olsun açıklayacaktır size. Bu da açıklamıyorsa lütfen üşenmeyin, ileride soldaki durakta duran ilk araca binip hızlı şekilde uzaklaşın. tşk pls. Ne anlatmak istediğimi de tam olarak hatırlamıyorum sanırım, başlamışken yazayım dedim. Hah hatırladım. Geçenlerde uğradığım arkadaşın mutfağında darwinizmi baştan araştırma amacı

oku gerisini müdür

Valla bak, sen şimdi dur, ben sana dönerim. Kök salmanı da beklerim. Kökü olan insanlar daha bir oturaklı oluyor. Şimdi burada bahsettiğim kök ile o kök bir değil tabii. Götün başın ayrı oynamasın diyorum sadece. Öhm, neyse. Bak bak, şimdi toplandım ilerliyorum, köşede ne göreyim… Hah işte sonra anlatırım şimdi olmaz diyerek ortamdan kaçarcasına uzaklaşıyorum. Gizem katacağım derken tek mumla apartman aydınlatmaya benziyor sonra. Dizi dediğin yormasın insanı arkadaş. Daralıyorum yer yer. Merak uyandır da en azından elle tutulur birşey ver yahu. Elle tutulur dediysem promosyon bardak altlığını kastetmiyorum, yanlış anlaşılma olmasın. Zaten bardak altlığı kullanmak gibi bir alışkanlığı elde edemedim henüz. Bir süre denedim, ama olmadı. Yemedi yani. Oysa evde abuk subuk bir sürü bardak altlığı da var. Bardak

oku gerisini müdür

Her yerimiz tuzlu oldu bu ara, ne tuzlukmuş arkadaş demeden edemiyorum. Normalde üç beyazdan uzak durun der doktorlar, ama neler olduklarını ekstradan belirtmezler. Kişiye göre değişebilecek bu beyazlıklar arasında şu ara yer alacak şeyler, kendine ak diyen insanlar, beyaz tuzluk, porselen kase olarak gruplamak istiyorum. Adaya giderken yanına alınmayacak üç şey ile üç beyaz arasındaki benzerlik omlet ile sahanda yumurta arasındaki benzerlikle eş gibi. İçerik aynı, tipi değişmiş sadece. Öhm. Bugün konuklarımız arasında sayın izmir köfte, adana kebap ve ekşili köfte var. Arkadaşlar öncelikle size merhaba demek istiyorum. Ağzını olmadığından mütevellit tek konuşmayı benim yapacağımın farkında olduğunuzu düşünüyor, lafı dolandırmak istemiyorum. Her ne kadar köfte bize bir sürü çeşitle geliyor olsa da köfte köftedir, nedir bu aranızda alıp veremediğiniz olay

oku gerisini müdür

bak yine salmış geliyor.

Bir miktar süre önce bulduğum bu reklam konusunda yazı yazmak istemiyorum, ama çıkarılacak sonucu sizlerle paylaşmak istedim. Götüne sahip olamayan, bedenine asla sahip olamaz. diye mıhteşem bir özlü söz ile bu kısa metni sonlandırıyorum.  Share on Tumblr